Perşembe , 19 Ocak 2017

Treni Kaçırmak Kader midir?

Tayyip Erdoğan Cumhuriyeti’ nin zulmü yere göğe sığmaz oldu. Ve bir çaresizlik havası sarmış dört bir yanı. Geçenlerde bir HDP ilçe başkanı sohbet arasında, “Biz bazı şeyleri on yıl sonra görüyoruz,”dedi bana.

‘Nasıl?’ diye sordum.

“Sen DTP il başkanı iken, parti Kars’ta teneke çalma eylemi başlatmıştı,”dedi. “O zaman çoğumuz size gülüp geçmiştik. Bizim Genel Merkez ise on yıl sonra teneke çalmaya karar verdi, ancak geç kalmıştık, bu nedenle etkili olmadı. Oysa Kars il yönetimi bu eylemi  devrim projesinin işaret fişeği olarak tasarlamıştı.”

İlçe başkanı yüzüne ilişen bir keder gölgesiyle gözlerini yere indirirken, “Senin çağrına kulak verilseydi,”diye devam etti sesi titreyerek. “Cizre’de o bodrum faciası önlenebilirdi. Mehmet Tunç televizyondan günlerce yardım çağrısı yaptı, ancak yaprak kımıldamadı.”

Cizre’deki bodrumda mahsur kalan insanları kurtarmak için milletvekilleri ve belediye başkanlarına geçen 2 Şubat’ta yaptığım çağrıdan söz ediyordu ilçe başkanı.

Çağrı özetle şöyleydi:

“… Gelin onar kişilik gönüllü gruplar oluşturalım. Ben ilk grupta yer alacağım. Yaralıları almak için o eve gidelim. Umarım bize ateş edilmez ve kazasız belâsız kan dökülmeden yaralıları alıp bu utançtan kurtuluruz. Yok, eğer ateş edilir de öldürülürsek ikinci grup yürüyüşe geçer. Sonra üçüncü grup ve diğer gruplar devreye girerler.

Benim bu çağrım bir cesaret gösterisi veya bir yiğitlik yarışı değildir. Hayat bazen insana ölmeyi emreder, zor da olsa hayatın o çağrısına uymak gerekiyor…

Günümüz şartları hayatımızı ortaya koymayı dayatıyor bize. Ölümse ölüm…

Gelin kol kola girip başımızın üstünde dalgalandıracağımız bir şeref bayrağıyla o yaralı insanların imdadına koşalım. 2 Şubat 2016”

Kürt ve Türk medyası bu çağrıma da ambargo uygulamıştı. Çağrı birkaç internet sitesinin dışında medyada yer bulamamış, milletvekilleri ve belediye başkanlarından da bir ses çıkmamıştı.

Böylece Orhan ve Mehmet Tunç kardeşler ile yanındakiler göz göre göre ölüme terk edilmişlerdi.

Biz o zaman riski göze alabilseydik Tayyip Erdoğan’ın savaş siyaseti böyle doludizgin yol alamazdı.

Devlet Cizre’deki bilek güreşini kazanınca gerisi çorap söküğü gibi geldi, faşist diktatörlük şehirleri yakıp yıkarak kan döke döke ilerledi.

Tarihte hep olduğu gibi treni bir defa daha kaçırmış olduk.

Şimdi de, “Niye şöyle oldu, niye böyle oldu,”diye dövünüyoruz. Bu çocukluk hastalığı artık terk edilmelidir. Bir kör bile böyle olacağını görürdü.

Neyse… Ağıt yakmanın bir yararı yok, somut projelerle desteklenmeyen boş konuşmalar da artık mide bulandırıyor, gün çare üretme günüdür.

Herkes kusurlarını ve eksikliklerini dürüstçe ortaya koymalı ve özeleştiri yapmalıdır. Yoksa eski kısır siyasette ısrar etmek faşist diktatörlüğün daha da kurumlaşmasına ve daha da azgınlaşmasına hizmet edecektir.

Tüm negatif şartlara rağmen sivil mücadelenin kanalları açılabilir.

MAHMUT ALINAK – ARYEN HABER

Okumadan Geçme

Türkiye’nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bedirxan Küçük yazdı: Türkiye'nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir