Perşembe , 19 Ocak 2017

Seydo Turğut yazdı: Faşizm, Devrimci Mücadele, Kırılma ve Direniş

İnanç ve iman lazım…

Reavete kapılmadan, geleceği görür gibi yada öngörü uzmanı kesilmeden zafere inanmak lazım. “Zafer yakındır” deyip hiçbir çaba sarf etmeden işin içinden çıkarak değil elbette. Bütün yaşanan zorlukları ajitasyona dönüştürmeden, tecrübe olarak görmek gerek.

Zorlukları, acıları, yaşananları umutsuzluğa, subjektif veya objektif olarak kırılmaya dönüştürmeden, aşağılaşmadan, alçalmadan devrimci mücadelenin karşılığı, zafere giden yolda diyalektik bir bedel olarak görmek gerek. Yani gözyaşlarının, ağlayışların, yarınlar için gülümsemenin bir habercisi olduğundan emin olunmalı…

NE YAPMAK LAZIM?

Sabah akşam ağlamamak, hiçbir pratik göstermeden devrimci dinamiğin kırılmasına yol açmamak lazım…

Herkesin birbirine propaganda yapması, birbirine ajitasyon yapması ne kazandırır?

Durup durup aynı yöntemi, aynı söylemleri tekrarlamak ne kazandırır?

Kırılmaya yol açmaktan çekinmek lazım…

Devrimci dinamiğin kırılmasına yol açan yaklaşımlardan uzak durmak lazım…

Gerektiğinde biriken enerjinin bir refleks olarak patlamasını engellememek lazım…

Herşey tam hazır olduğunda, ipler kopma noktasına geldiğinde onu ertelememek ve fırsat olarak değerlendirmek lazım…

Domino etkisi yaratacak herhangi bir olayda biriken enerjinin yayılması lazım…

MANEVİYAT AVANTAJI KİMDE?

Psikolojik olarak haklı olduğuna inananlar ile özünde haksız olduğunun farkında olanlar arasında önemli bir maneviyat farkı vardır. Dolayısıyla manevi olarak daha güçlü olan taraf haklı olan taraftır. Bu mücadeleye iman ve inanç kazandırır. Mücadeleyi güçlendirir. Direnenleri motive eder…

FAŞİZME KARŞI DEVRİMCİ MÜCADELE VE KIRILMAYA KARŞI DEVRİMCİ DURUŞ

İki kutup, iki taraf. Bir tarafta bütün olanakları elinde bulunduran iktidar, sömürgeci güç, faşist rejim diğer tarafta buna karşı direniş sergileyen devrimci mücadele. Bu ikisi dışında kalan ve “kendini sağlama alan” orta yolcuları saymaya gerek yok.

Faşist rejim direnenlere, direnenlerin taleplerine karşı kurulur. Direnişi bastırmak ve taleplerden vazgeçirmeye yönelik acımasızlaşır. Yani talepler vardır, karşılanmaması durumunda devrimci mücadele başlar. Bu mücadeleye karşı olarakta rejim dahada faşizanlaşır…

Sömürgeci egemen güçlerin, faşist rejimlerin, en baskılı dönemleri en zor dönemleridir. Uyguladıkları baskı ve zulüm  gelecek olan, yaklaşan devrimin habercisidir. Zafere yaklaşıldığı oranda baskı artar. Sömürgeci güçler dahda faşizanlaşır. Bu yüzden yükselen faşizm yükselen yükselen direnişi getirir. Bu durum böyle okunmalıdır. Baskıyı kim uyguluyorsa korkutuğu birşeyler vardır ki baskıyı arttırır. Faşist rejim karşısında direniş gördüğünde sindirme politikası izleyerek direnişi bastırmaya çalışır. Bastıramadığında, dahada gözü döner ve dahada faşizanlaşır. Çünkü başka çaresi kalmamıştır…

Bu yüzden baskı, zorluk, zulüm mücadele içinde kırılmaya yol açmamalı ve ağlayışların, göz yaşlarının gelecek olan yarınların habercisi olduğundan emin olunmalı. Bu durumda kendi kabuğuna çekilmek, umutsuzluk yaymak devrimci mücadeleye ciddi bir zarardır…

Kırılmaya yol açan yaklaşımların aşılması dileğiyle…

Okumadan Geçme

Türkiye’nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bedirxan Küçük yazdı: Türkiye'nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir