Perşembe , 19 Ocak 2017

Kürt Direnişinin Önündeki Engel: Beklentiler

Kapitalizm yapısı itibariyle beklentiler yaratan ve yarattığı beklentilerle kitleleri kontrol altında tutabilen bir sistemdir. Dünyanın en ahlaksız ve hatta en ahlaksızlaşmış, kaşarlaşmış, bukalemun insan tipini yaratan, gayrı insani bir sistemdir. Ve bu mevcut sistem içinde ideal insan tipinin yaratılması oldukça zor bir hedeftir. Bu ideal insan tipinin teorik olarak tamamlanması sorun olmasada pratikte karşılığının olmaması, ütopik görünmesi veya oldukça zor olmasının nedeni bu gerçekliktir.

Neydi bu gerçeklik?

Kapitalizm beklentiler yaratır. Muhtaç edeceği, imrendireceği ve elindekini kaybettirmemek için herşeyi yaptıracağı beklentiler ve bunların yaratacağı gerçeği…

Neydi bu beklentiler?

Hayata dair herşey. Dünyevi, rantçı insan tipi için menfaati, duygusal zekasını öldürmüş bir insan için daha iyi sürdürebileceği bir hayat, daha çok konfor. Egemen erkek için kadın. Çok daha güzel ve konforlu bir hayat…

Veya ezilmenin verdiği, nefret, kin ve bunların sonucu olarak başkalarını ezme isteği… Kendi ezilmişliğini başkalarını ezerek bastırmaya çalışmak, vs…

Ve bunun gibi bir sürü beklenti…

İşte bu kadar yoğun beklentilerin olduğu ve özellikle Kürt burjuvazisinin en geliştiği bu dönemde, elbette her Kürdün bir demirci Kawa olmasını beklemek oldukça sorunludur…

Her iki kesim için bu böyledir. Hem yeni gelişimde olan Kürt burjuvazisi için hem de yoksul Kürtler için. Kürt burjuvazisi kaybetmek istemediği konforu üzerinden, Kürt yoksulu ise artık takatinin kalmadığı ve bas bas bağırdığı, haykırdığı yoksulluğu üzerinden mücadele edememesinin nedenini pratiğiyle ortaya koyuyor…

KÜRT SİYASETİ ÇÖZÜM BEKLENTİSİ YARATIYOR

Kürt legal siyaseti kendi varlığını devlet ve PKK arasında yaşanan çatışmaların, ateşkes ve müzakerelere, çatışmasızlık ve çözüm süreçlerine dönüşmesine, demokratik siyasetin gelişimi için araç olmaya dayandırmıştır…

“Kürt sorunu silahla çözülmez” tezi yıllar içinde güçlendi ve karşılık da buldu. Özal’la başlayan görüşmeler en son 2015 temmuzunda bozulan “Barış Süreci”ne kadar Kürt legal siyasetinin tezini doğruladı. Başarıya ulaşıp ulaşamaması ayrı bir konudur elbette…

Fakat ortada olan gerçeklik, faşist rejimin dayattığı Kürt siyasetinin tasfiyesidir…

Kendi ana muhalefetine bile demokratik siyaset şansı tanımayan bir rejimin Kürt siyasi hareketine demokratik siyaset şansı tanıyacağı beklentisi bir gaflettir. Veya art niyettir…

Bu şartlar altında, adeta 1938 Türkiye’sine dönen bir iktidardan çözüm beklentilerini halka, topluma yansıtan bir siyaset niteliksizdir… 

Ve bu yaratılan beklentilerin temeli de aynı kapitalizmin yarattığı beklentilerden kaynaklanmaktadır…

Bu sorun “kah bugün, kah yarın barış geliyor” diye bir umut yaratarak barış sürecinde öncülüğünü Kürt burjuvazisine devredilmek istenen Kürt siyasi hareketinde, kurbağa teorisiyle korku toplumunun oluşumuna zemin hazırladı…

Belki de bu halk halâ beklenti içinde…

Oysa radikal bir karar gibi görünse de gerçekçi olan, AKP iktidarının dediği gibi “Çözüm mözüm bitti” gerçeğini ilk günden Kürt siyasi hareketi tarafından söylenmeliydi…

Fakat yaratılan çözüm umudunun özellikle orta sınıf ve sistemin yozlaştırdığı kimi yoksul tabanın çakallaşmış, ya da acı ama kapitalizmin bir gerçeği olarak “gözü yükseklerde olan” kimi yoksullarda da karşılık bulması direniş önünde önemli bir engeldir…

Bu sorunlar iyi çözümlenmelidir.

Sınıfsal ve toplumsal çelişkiler iyi çözümlenmelidir…

Ve her ne olursa olsun

Apê Musa’nın dediği gibi “direnmek kalır Kürde denilebilmelidir…

SEYDO TURĞUT – ARYEN HABER

Okumadan Geçme

Türkiye’nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bedirxan Küçük yazdı: Türkiye'nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir