Çarşamba , 22 Şubat 2017

Demirtaş: Suriye’de bir Kürt federasyonuna Rusya destek vermelidir

HDP lideri Demirtaş Rusya’nın Kürtlerle stratejik ittifak geliştirmesi gerektiğini belirtip “Suriye gelecekte federatif olacaksa bu federasyonun bir parçası da Kürt federasyonudur. Rusya bu konuda Kürtlere destek vermeli” dedi. Sputnik’e konuşan Demirtaş ABD ve Rusya’nın Türkiye’nin Cerablus operasyonuna çok fazla rıza göstermeyeceğini de savundu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türkiye’nin Cerablus operasyonu, ABD ve Rusya’nın operasyona yaklaşımı ile Türkiye’de son dönemde yaşanan önemli gelişmeleri Sputnik’e değerlendirdi.

Demirtaş’ın Sputnik’in sorularına verdiği yanıtlar şöyle:

Türkiye sizce neden Cerablus’a girdi? Türkiye’nin YPG’ye karşı tutumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

İki temel neden olduğunu düşünüyorum. Birincisi Kürtlerin orada hem siyasi bir iradeye dönüşmesini hem de Kürt bölgesinin tek parça haline gelmesini yani kantonların birleşmesini engellemek. Bunu zaten açıkça söylüyorlar, gizlemiyorlar. İkincisi de, orada artık can çekişen, son nefesini verme noktasına gelen IŞİD’e takviye yapmak istiyorlar. Çünkü uzun süredir, uluslararası kamuoyunun baskısı ve Suriye’deki imkanların da kısıtlı hale gelmesi nedeniyle Türkiye IŞİD’e destek olamıyor. Kanal kapanmak üzereydi. Şimdi, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) adı altında, orada tükenmekte olan IŞİD, El Nusra, Ahrar-u Şam gibi örgütleri yeniden diriltmek istiyorlar. Çünkü bunlar Türkiye’nin oradaki tetikçileridir. Evet, Türkiye ordusu bugüne kadar Suriye’ye girmedi fakat ÖSO üniforması adı altında, Türkiye adına savaşan bir sürü radikal grup oluştu. Bu iki nedenle Türkiye, Cerablus’a girdi.

IŞİD ile ÖSO arasında fark yok mu sizce?

Halep’teki otopsi uzmanı: ÖSO da El Nusra gibi öldürüyor IŞİD, Ahrar-u Şam, El Nusra ve benzeri örgütlerin tamamı ÖSO’nun içinden çıktı. ÖSO hala da kendi içinden bu grupları lojistik ve istihbarat olarak besleyen, askeri olarak besleyen bir yapıdır. ÖSO’nun tamamı IŞİD’tir diyemeyiz. Mutlaka ÖSO’nun içerisinde farklı gruplar da vardır. Fakat ÖSO’ya bir bütün olarak baktığımızda, ılımlı muhalefet olarak değerlendirmek de yanlıştır. Şu anda Türkiye’nin desteklediği ÖSO içindeki kanatların hepsi radikal cihatçı gruplardır. Türkiye ile ilişkili olan ÖSO eşittir radikal cihatçı gruplar diyebiliriz.

Türkiye Cerablus’ta tampon bölge oluşturursa kalıcı olur mu ya da ne kadar kalabilir sizce?
Erdoğan’dan Obama’ya: Yönetiminiz YPG ile ilişkiyi tamamen kesmeli Türkiye sınır güvenliğini düşünüyorsa, bunun en önemli yolu Kürtlerle işbirliğidir. Oradaki Kürtlerle işbirliği yaptığı zaman, o bölge zaten Türkiye için bir tampon bölgeye dönüşür. Ama Türkiye’nin derdi tampon bölge falan değil, fırsat oluşursa, koşullar olgunlaşırsa orayı işgal etmek istiyor. Bu da hatalı bir politika olur.

Siz Rusya ve ABD gibi küresel aktörlerden net olarak ne bekliyorsunuz?

Bütün dünya Türkiye’nin Cerablus’ta ne yaptığını izliyor ve biliyor. Şu anda o bölgede karşılıklı bir denge söz konusudur ve bu dengeler kısa vadede bozulamaz. Özellikle Türkiye’nin, (Cumhurbaşkanı Recep Tayyip) Erdoğan’ın “IŞİD’i durduruyorum” söylemine paralel olarak ya da yeni ÖSO adı altında, yeni grupları Suriye’ye sokmasına eminim ki ABD ve Rusya da çok fazla rıza göstermeyecektir.

‘KÜRTLERE KARŞI SAVAŞMAK ERDOĞAN’A BİR İTİBAR SAĞLAMAZ’

Türkiye hükümetinin iç politikada HDP’ye yönelik sert tutumu, dış politikada ise YPG/PYD karşısındaki pozisyonu sizce neyi hedefliyor?

Kürt düşmanlığı yaparak Erdoğan’ın kendini dünyaya kabul ettirmesi mümkün değil. Dikkat edersiniz bunu aleni bir Kürt düşmanlığı şeklinde yapmıyor, mutlaka işin içine “Biz IŞİD’le de mücadele ediyoruz” sözünü karıştırıyorlar. Erdoğan, sahada IŞİD’e karşı bir mücadele yürütmüyor ama uluslararası desteği sağlamak için görüntüde ‘IŞİD’le mücadele ediyoruz’ söylemini üretiyor. Yoksa Kürtlere karşı savaşmak Erdoğan’a bir itibar sağlamaz. Tam tersine Kürtler dünyada IŞİD’i durduran tek yerel güç oldukları için bugün Erdoğan aslında Kürtlere saldırmakla IŞİD’e destek vermiş oluyor. Bir itibar sağlamıyor bu Erdoğan’a, aksine itibarsızlaştırıyor, Ortadoğu politikasını yeniden dizayn etmek açısından da Erdoğan’ın elini güçlendirmiyor. Niyeti bu olabilir Erdoğan’ın. PYD’yi (Demokratik Birlik Partisi) durdurarak ‘Suriye’deki en önemli aktör Türkiye’dir’ mesajı vermek isteyebilir Erdoğan

Sizce Halk Koruma Birlikleri (YPG) geri çekilir mi?

Hayır, orada Kürtler kendi topraklarını savunuyor. Bu çok meşrudur ve bir terör faaliyeti de değildir. Tam tersine Türkiye hükümetinin yaptığı bir işgal hareketidir, gayrimeşru olan budur. Şovenist Türk duygularıyla, Kürtlerin topraklarını Kürtlere dar etme anlayışını biz meşru bir girişim olarak göremeyiz. Yerel bir gücü, halk gücüne dayalı bir öz gücü durdurabilecek hiçbir güç de yoktur. Bunu herkes biliyor. Türkiye de bunu biliyor, ABD de bunu biliyor. PYD’nin ve Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) oradaki varlığını sonlandırmaya çalışmak mümkün değil. Mümkün olsa bile gereksiz bir çabadır.

‘KİMSE YPG’Yİ SUÇLAYAMAZ’

HDP olarak YPG’nin ABD ile ilişkisinin nasıl olması gerektiğini düşünüyorsunuz?

Benim YPG adına konuşma hakkım ve yetkim yok. Fakat bütün dünyada herkes kendi çıkarları için bir sürü ittifak yaparken kimse YPG’yi bazı ülkelerle ittifak yaptı diye suçlayamaz. Herkes kendi çıkarına bakar. Öz gücü olan kazanır. Öz gücü olmayanın arkasında ABD’nin tümü olsa da kazanma şansı yoktur. Sadece uluslararası güçlere dayanarak hiç kimse bir kazanım elde edemez. Orada yaşayan Kürtler, dünyanın batısına ya da doğusuna düşmanlık ederek yol kat etmiyorlar. Ne Rusya’ya ne Amerika’ya düşmanlık yapmıyorlar, Türkiye’ye de yapmıyorlar. Sadece kendi haklarını istiyorlar, kendi topraklarında özgürce yaşamak istiyorlar. Buna destek veren, saygı duyan Amerika da olsa Rusya da olsa Kürtler bundan memnun olur. Çünkü Kürtler bir düşmanlık yaratmak istemiyorlar. Herkesin geleceği hesaplarken şunu görmesi lazım: Aslolan oradaki bölge halklarıyla iyi ilişkiler geliştirmektir. Araplarla, Kürtlerle, Türkmenlerle, oradaki dini farklı gruplarla işbirliği bence bütün işbirliklerinden daha kıymetlidir. Oradaki yerel halklar kurtarıcı olacaktır.

‘RUSYA, ABD’YE GÖRE DAHA NET TAVIR SERGİLEDİ’

Türkiye’nin Cerablus operasyonuna Rusya’dan tepki geldi. Rusya’nın yaklaşımını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Rusya başından beri Suriye meselesinde taraftır, tarafsız bir ülke değil. Rusya, IŞİD’e karşı etkili bir mücadele yürüten bir ülke aynı zamanda. Hal böyleyken bugün Türkiye’nin IŞİD’i güçlendirecek bir operasyona girişmesine Rusya tabi ki tepki gösterir. Önemli olan, Suriye’de çözüme doğru giderken, Kürt bölgesinin ve Kürtlerin oradaki gücünün kalıcı olduğunun ve buna saygı duyulacağının şimdiden netleşmesidir. Bu konuda bir netlik ve tutarlılık yok. Rusya Dışişleri Bakanlığı, Cenevre’de PYD’nin de masada olması gerektiği konusunda daha açık bir tutum sergiledi. ABD bu konuda daha ikircikliydi. Fakat oradaki Kürt bölgesinin kalıcı olduğunu ve bunun değiştirilemeyeceği realitesini herkesin görerek bir politika üretmesi lazım. Herkesten önce de Türkiye’nin bunu görmesi, kabul etmesi ve saygı duyması lazım. Günübirlik açıklamalarla geçiştirilecek bir süreç değil. Rusya, Türkiye’nin işgal operasyonuna kısmen tepki gösterdi ama dediğim gibi önemli olan kalıcı çözüm için kimin ne dediğidir.

‘BÜYÜK GÜÇLER ÇÖZÜMÜ KOLAYLAŞTIRMALI’

Rusya’nın Suriye’deki Kürtler için kalıcı bir çözüm üretebileceğini düşünüyor musunuz?

Bence Suriye’deki kalıcı çözümü Suriye toplumu kendisi çözüm üretecektir. Bütün büyük güçler de bunu kolaylaştırmalıdır. Aslolan Suriye’deki toplumun nasıl bir çözüm istediğidir. Suriye halklarının iradesi önemlidir, kendi geleceklerini kendileri belirlerler. Bizim Rusya’dan ya da ABD’den ya da Türkiye’den isteyebileceğimiz şey buna saygı duymaları ve bunu kolaylaştırmaları olmalıdır. Herkes Kürtlerin statüsüne saygı duyduğunu şimdiden açıklamalıdır. Orada bir Kürt bölgesi olacak. Rusya bu konuda tavrını netleştirmelidir. Diyebilmelidir kir ‘Geleceğin Suriyesi federatif bir Suriye olacaksa, bu federasyonun bir parçası da Kürt federasyonudur.’ Rusya bu konuda destek vermelidir Kürtlere. Kastettiğim bu.

‘RUSYA, SURİYE’DE KÜRT REALİTESİNİ GÖRÜYOR’

Sizce Rusya Kürtlerle nasıl bir siyasi ilişki geliştirmeli?

Rusya-Türkiye normalleşme süreci ve Suriye: Cihatçılara karşı Kürt kartı Şimdi Rusya Suriye politikasında bir Kürt realitesini görüyor fakat daha çok Şam’ın çıkarlarına öncelik veriyorlar. Ben bunun yanlış olduğunu onlara da söyledim. Yeni yüzyılda Kürt halkı artık vardır. Bizim Rusya hükümetine önerimiz ancak şu olabilir. Varlığı ve kalıcılığı netleşmiş olan Kürtlerle daha ilkeli ilişkiler geliştirmelisiniz. Kürt halkını konjonktür gereği desteklemekten vazgeçip stratejik bir ittifak geliştirmelisiniz. Bu Ortadoğu barışına da katkı sunacaktır. Ben Rusya’da Dışişleri Bakanı ile görüştüğümde şunu açık söyledim: Evet geçen yüzyılda Kürtlerin devleti yoktu ama Kürtler de boş oturmadılar. Örgütlendiler, kendilerini eğittiler, bilinçlendiler ve ordular kurdular. Onun için Rusya’nın artık bunu görmesi lazım ve buna göre Kürtlerle politika geliştirmesi lazım. Şimdi de aynı şeyleri söylüyorum. Rusya Kürtlerle stratejik bir ittifak geliştirmelidir. Bizim isteğimiz bu doğrultudadır.

‘KÜRTLER ORTAK HAREKET KONUSUNDA MESAFE ALMALI’

‘Rojava Peşmergeleri’, Irak Kürdistan Özerk Yönetimi bölgesinde duruyorlar. YPG/PYD ‘Peşmergeler Rojava’ya geçerse çatışma çıkar’ diyor. HDP, iki Kürt gücü arasındaki bu duruma nasıl bakıyor?

Biz Kürtlerin birlik haline gelebileceği her pozisyonu canı gönülden destekleriz. Fakat bir askeri taktiğin nasıl sahaya geçirileceğine dair HDP’nin bir bakış açısı olamaz. Bu askeri işbirliği sahada nasıl yürür, ona karar verecek olan biz değiliz, bu konuda bizim yaklaşımımız da olamaz. Biz Kürdistan Demokratik Partisi (PDK), Kürdistan Yurtseverler Partisi (YNK), Goran Hareketi, Kürdistan Topluluklar Birliği (KCK), Demokratik Birlik Partisi (PYD), Suriye Kürt Ulusal Kongresi (ENKS) ve diğer Kürdistani hareketlerin hepsinin arasında diyalog olmasını ve işbirliği olması gerektiğini savunuyoruz. Böyle olmalı. Hem Rojava’da hem de Kürdistan bölgesinde. Türkiye’de de böyle olmalı. Kürdistani hareketler, ortak düşmana karşı ortak siyaset, ortak diplomasi, ortak ordu konusunda mesafe kat etmek zorundadırlar. Bunu parçalı duruşla geçiştiremez Kürtler. Bu tarihi süreçte vebal bütün Kürt siyasetçilerin boynundadır. Önümüzdeki günlerde bizim bu konuda bazı girişimlerimiz de olacak. Kürt hareketlerinin birbirleriyle yeniden ilişki kurabilmesi ve bazı sorunların çözülebilmesi hususunda bizim muhtemeldir ki, HDP heyeti olarak Erbil ve Süleymaniye’ye ziyaretimiz olabilir. Tarihi netleşmemek birlikte, bayramdan sonra diyebilirim.

‘KÜRT ULUSAL KONFERANSI’NIN YAPILMASININ ÖNÜ AÇILACAKTIR’

Kürt Ulusal Konferansı gerçekleşir mi bundan sonra?

Biz çok arzuluyoruz. Görebildiğim kadarıyla Kürt hareketleri de bu konuda bir isteğe sahipler ama maalesef bir türlü hayata geçmiyor. Benim sizler aracığıyla bütün Kürt hareketlerinden özel bir ricam olacak: Bence birbirlerine artık basın üzerinden cevap vermemeliler. Kürdistan basını, Kürt hareketlerine ve liderlerine karşı kesinlikle çok saygılı bir dil kullanmalıdır. Sosyal medyayı kullanan Kürt gençleri de farklı partilere, farklı siyasi yapılara angaje olabilirler. Ama birbirlerine karşı saygıyı aşan hiçbir kampanyaya dahil olmamalılar. Kürt medyasında dilden başlayarak bir üslup sağlanmalı. İnşallah bizim çabamız, uğraşımızla da belki Kürt Ulusal Konferansı’nın yapılmasının önü açılacaktır. Sputnik aracılığıyla tekrar belirteyim, bütün Kürt medyasının ortak bir saygı dili ve üslubu tutturmasında fayda var.
Sputnik’te yer alan röportajın devamını okumak için tıklayın…

Okumadan Geçme

167 genç daha YPG saflarına katıldı

Şehit Xebat Askeri Akademisi, 167 Arap gencinin eğitim gördüğü bir devreyi daha törenle sonlandırdı.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

'