Perşembe , 19 Ocak 2017

ABD: Kürtlerin temsil ettiği tampon bölgeden vazgeçmeyeceğiz!

Trump’ın ekibinde yer alan isimlerden biri olan Mary Beth Long, “Müttefiklerimiz sabırlı olmalı ve darılmamalı, özellikle de Türkiye” derken, Trump’ın acil işleri arasında Türkiye’yle ilişkilerin bulunmadığını söyledi. Long, “ABD’nin Kürtlerin temsil ettiği tampon bölgeden vazgeçebileceğini sanmıyorum” ifadelerini kullandı.

Hafta sonunda Roma her yıl düzenlenen Akdeniz Diyalogları toplantısında  Trump yönetiminin Ortadoğu politikasını anlatması için davet edilen Mary Beth Long, Hürriyet‘ten Cansu Çamlıbel‘in de sorularını yanıtladı.

Röportajın bir bölümü şöyle:

– Trump açısından Türkiye’nin acil müdahale bekleyen konuları yok mu?

Herkes Türkiye’nin Ortadoğu, Avrupa ve dünya açısından bir kesişme noktasındaki değerli bir oyuncu olduğunu biliyor. Türkiye bir süredir günümüz diplomasisi çerçevesinde bu rolünü yeniden tanımlıyor. Suriye’de daha önce hiç olmadığı kadar müdahil. İsrail ve Rusya ile arasını düzeltti. NATO’da ve Avrupa’da önemli bir oyuncu. Yani Türkiye dünya arenasındaki önemli aktörlerden biri olsa da alevler içinde tutuşmuş değil. Dolayısıyla da bir süre beklediği muameleyi görmeyebilir. Ama bu geçiş dönemine has bir durum. Deneyimsiz bir ekip bürokrasiyi ancak işletecek ve işleri yoluna koyacak. Yani bir süre ABD’nin takvimi ile dünyanın takvimi farklı işleyecek. Bu yüzden Sayın Erdoğan’a ve Türk halkına işlerin netleşmesi ve eyleme geçilmesi için biraz sabır demek istiyorum.

– Bu sabır vurgusunu özellikle Fetullah Gülen’in iade dosyası için mi yapıyorsunuz? Zira Ankara’nın Trump yönetiminden öncelikli beklentilerinin başında iade meselesi var.

Biliyorsunuz Amerikan yönetimleri ilk 100 gün, ilk 1000 gün gibi hedefler açıklar ve yerine getirmeye çalışır. Ben bu iade meselesini Trump yönetiminin ilk 100 gün içinde halledeceği öncelikler arasında görürsem çok şaşırırım açıkçası! Trump iç politika ağırlıklı bir seçim kampanyası yürüttü, dolayısıyla da öncelikli icraatları iç politikaya yönelik olacaktır. Yani ikili ilişkilerdeki öncelikler öyle hemen gündeme gelmeyebilir. Zaten iade meselesi hukuki bir konu biliyorsunuz. Hukuki süreç kendi içinde işleyecektir. Ben Trump yönetiminin bu geçiş döneminde hukuki süreci hızlandırmak için düğmeye basacağını sanmıyorum. Daha ziyade Türkiye’nin iade için gerekli delillerin ve sağlam bir dosyanın sunulup sunulmadığına bakacaktır. Ama onun ötesinde hukuki sürecin kendi mecrasında işlemesi beklenecektir.

– Sorum tam da Amerika’nın Suriyeli Kürtler konusundaki bu tutumunun Trump döneminde değişip değişmeyeceğiyle ilgili. Trump’ın PYD’ye bakışının farklı olması muhtemel mi? Ya da Ankara bastırırsa Trump Kürtleri Suriye’de oyunun dışına itmeyi ya da yalnızlaştırmayı düşünebilir mi mesela? 

Trump’ın liderliği altında yeni ulusal güvenlik danışmanı ve savunma bakanının yapacağı ilk iş IŞİD’le mücadeleye ağırlık vermek olacaktır. Terörle mücadelenin başat alanı IŞİD’dir, elbette yeniden yükselmeye başlayan El Kaide’yi ve Hizbullah gibi grupları da yabana atmamak lazım. Bu alanlarda etkin olan politikalar nedir, olmayanlar nedir masaya yatırılacaktır. Hem Iraklı Kürtler hem de Suriyeli Kürtler bugüne kadar bu istikametteki en etkin güçler oldu. Dolayısıyla da yapmak isteyeceğiniz son şey onları savaş alanından çekmek, sınırlamak ya da kabiliyetlerini azaltmak olur. Bunu dengeleyecek şey elbette ki Türkiye’nin Kürtlerin bağımsızlığıyla ilgili kaygıları ve kendi sınırları içinde bir yıldan fazladır maruz kaldığı şiddet olacaktır. Tahmin ediyorum Irak’taki Kürtlerin bağımsızlığıyla Suriye’deki mesele farklı değerlendirilecektir. ABD’nin Iraklı Kürtlerle ilişkisinin boyutu zaten farklıdır. Biliyorsunuz şu an Erbil’de ve Irak Kürdistanı içinde farklı noktalarda askeri varlığımız var.

– ‘Iraklı Kürtlere farklı, Suriyeli Kürtlere farklı davranılabilir’ dediğiniz yaklaşımı biraz açar mısınız?

Bakın, Erdoğan’ı endişelendiren asıl meselesinin Suriyeli Kürtler olduğunu biliyoruz. Belki yaklaşımda nüanslar olabilir ama ABD’nin IŞİD’le mücadelede ne Irak’taki ne de Suriye’deki Kürtlerden feragat edebileceğini sanıyorum. ABD’nin Kürtlerin temsil ettiği tampon bölgeden vazgeçebileceğini sanmıyorum. Kürtler muhtemel kriz sonrası Suriye’de (ya da adına ne derseniz deyin) Rusya-İran-Esad ortaklığındaki düşman yapıyla arada tampon olacaktır. Ben ABD’nin bu tamponu kaybetmek isteyebileceğini sanmıyorum. Bu bence Erdoğan’ın da değerlendirmesi gereken bir konu. Sonuçta bahsettiğimiz bu yapılar Türkiye ile sınır olacak. Erdoğan, Rusya-İran-Esad ortaklığındaki yapıyla arasında bir tampon olmasını ister mi ya da bu nasıl bir tampon olmalı? Kürtler bu tampon bölgenin içinde olmalı mı? Türkiye’nin Irak sınırı da benzer bir belirsizlikle karşı karşıya. Kürt bölgesi bağımsızlığını ilan etsin ya da şu anki haliyle kalsın, aşağıdaki Şii İran destekli kukla devletle Türkiye arasında bir tampon olacak.

– Ankara’nın şu an bu bahsettiğiniz denkleme sıcak bakmadığı ortada. Yaptığınız analiz Ankara ile Washington arasında Suriyeli Kürtler üzerinden yaşanan gerilimin süreceği anlamına mı geliyor?

Bence Trump nüanslı bir yaklaşım içinde olacak ve iki tarafla da ilişkilerini tutmaya çalışacaktır. Bu sırada da Erdoğan’ı Iraklı Kürtlerin ve Suriyeli Kürtlerin savaş kabiliyetlerini alandan sökmenin IŞİD ile mücadeleyi zedeleyecek bir hata olduğuna ikna etmeye çalışacaktır. Erdoğan’ı uzun vadeli düşünmeye ve bahsettiğim tampon bölgelere ihtiyaç olabileceğine ve bu bölgelerin nasıl olması gerektiğine kafa yormaya ikna etmeye çalışacaktır.

 

Okumadan Geçme

Türkiye’nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bedirxan Küçük yazdı: Türkiye'nin 2017 kehanetleri ve Astana oyunları

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir